Konut piyasasında yaşanan fiyat artışları, ev arayanların karşısına yeni bir masraf çıkardı. Bazı emlak firmalarının, kiralamak veya almak istedikleri bir konut için başvuran müşterilerden, henüz evleri ziyaret etmeden 2 bin ile 5 bin TL arasında değişen miktarlarda ödeme talep ettiği iddia ediliyor. Bu paranın “kapora” ve “hizmet bedeli” gibi adlarla istenildiği belirtiliyor. Kira, depozito ve nakliye masraflarıyla başa çıkmakta zorlanan vatandaşlar, şimdi de ev arama sürecinde talep edilen ödemelerle karşılaşıyor. Böylece uygun bir konut bulmanın maliyeti, kiralama ya da satın alma işlemi gerçekleşmeden artıyor.
Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli’nin haberine göre, emlakçıların ücret talepleri sadece evleri göstermekle sınırlı değil. Müşterinin finansal durumunun ve tercih kriterlerinin belirlenmesi, bu çerçevede uygun seçeneklerin araştırılması ve belirlenen süre içinde farklı konutların sunulması da bu hizmetin kapsamına dahil ediliyor.
Gayrimenkul sektöründe geçmişte tepkilere neden olan “yer gösterme ücreti” uygulaması yeniden gündeme geldi. 2000’li yıllarda sıkça konuşulan bu yöntem, sektördeki kurumsallaşma ve yasal değişikliklerin ardından uzun bir süre geri planda kalmıştı. Ancak son dönemde artan işletme giderleri ve konut azlığı, benzer bir ücretlendirme modelinin tekrar ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülüyor.
Sistem çerçevesinde müşterinin ayırabileceği bütçe, yaşamak istediği bölge ve talep ettiği oda sayısı gibi bilgiler değerlendiriliyor. Emlakçı bu kriterlere uygun evleri belirlemek için araştırmalar yapıyor, ilan sahipleriyle iletişim kuruyor ve ziyaret tarihlerini ayarlıyor. Bu süreç yaklaşık bir aya kadar uzayabiliyor ve başlamadan önce müşteriden ödeme alınıyor.
Müşteri evi kiraladığında veya satın aldığında önceden alınan ödemenin komisyon tutarından düşüldüğü bildiriliyor. Fakat arama süresince beklentilere uygun bir konut bulunamaması veya gösterilen seçeneklerin reddedilmesi durumunda ödenecek ücretin geri verilmesi tartışmalara yol açabiliyor. Emlakçılar yaptıkları işin karşılığında zaman, ulaşım ve çalışan giderlerini ön plana çıkarırken; vatandaşlar henüz resmi bir sözleşme yapılmadan ödediği paranın hangi hizmeti kapsadığını sorguluyor.
Tüketici Hukuku Uzmanı Avukat Ali Kaya’nın konu ile ilgili şikayetlerin artması üzerine yaptığı değerlendirmede, emlakçıların önceden para istemesinin hukuki dayanağının olmadığını ifade ettiği belirtildi. Kaya, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 19’uncu maddesine atıfta bulunarak konut gösterme hizmeti için tüketiciden para alınamayacağını vurguladı.
Bazı firmaların yasak kapsamındaki ödemeleri farklı isimler altında almaya çalıştığını belirten Kaya; “danışmanlık ücreti”, “randevu bedeli” ve “ciddiyet kaporası” gibi terimlerin bu amaç doğrultusunda kullanıldığına dikkat çekti.
Kaya ayrıca kiralama veya satış işlemi resmi olarak gerçekleşmeden tüketicilerin ödeme yapmamaları gerektiğini kaydetti. Ev kiralamaktan ya da satın almaktan vazgeçen kişilerin önceden verdikleri paranın emlakçılar tarafından tutulamayacağını ifade eden Kaya, bu uygulamanın mevzuata aykırı olduğunu vurguladı.
<
<
<
İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa ise emlak ofislerinin maruz kaldığı giderler göz önüne alındığında böyle bir hizmet modelinin ortaya çıkmasının anlaşılabilir olduğunu fakat mevcut düzenlemelerin buna izin vermediğini dile getirdi.
<
<
<
Aşa’nın açıklamalarına göre mevcut yönetmelikler satışlarda alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı yüzde 2 oranında; kiralamalarda ise bir aylık kira bedeli artı KDV üzerinden hizmet bedeli alınmasına olanak tanıyor. Aşa bu sınırların dışında özel danışmanlık hizmeti verilebileceğini de ekledi.
<
<
<
Emlak ofislerinin işletme masrafları ile ilan sitelerine yaptıkları ödemelerin oldukça yüksek seviyelere ulaştığını bildiren Aşa, bu şartların farklı hizmet modellerini gündeme getirdiğini ve bahsedilen yöntemin daha fazla yayılabileceğini ifade etti.
Ayrıca taşınmaz gösterimi için ekstra ücret alınmasının kötüye kullanılma ihtimali nedeniyle yasaklandığını hatırlatan Aşa; danışmanlık hizmetleriyle ev gösterimini ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ve uygulamanın açık kurallar çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
<